21 Şubat 2010 Pazar

Haydi haydi haydi...allah aşkına...

Fenerbahçe Erkek Basketbol Takımı...

Herkesin eleştirdiği, kimsenin beğenmediği, koçuyla yöneticisiyle sporcusuyla yerden yere vurulan, Fenerbahçe dünyasında herkesin bir tane vurduğu "kum torbası".

İşte o kum torbası sene başında yapılan yanlış, yada yapılamayan doğru transferler ile, 5-6 oyuncusunun önemli sakatlıklarla boğuştuğu seyrelmiş kadrosuyla, camiada herkesin günah keçisi yaptığı kariyerli ama kan uyumsuzluğu yaşadığı hocasıyla, en büyük rakibinin satın aldığı basketbol medyasının darbeleriyle çok zor günlerden geçti.

Hocası takımda herkesle kavgalı geçimsiz bir görüntü verdi, taraftarı binbir bahane ile bu şubemizi yanlız bıraktı, yöneticisi 2010 hedefi vererek baskıyı arttırdı, hocanın istemediği taraftarın sevgilisi bir Solomon macerası yaşadı, doping ile şampiyonluk kaybetti, hocayı kovdurabileceğini düşünüp gayret göstermeyen sporcuların sabotajıyla boğuştu (bence), euroleague'dan büyük bir şanssızlık ve başarısızlıkla elendi...kötü giden o kadar çok şey oldu ki uzatmak mümkün ama faydasız...

Diğer yandan iyi şeyler de oldu... Sakatlıkların çoğu düzeldi, yönetim hocaya sahip çıktı, bazı oyuncular hocayı gönderemeyeceğini görüp toparlandı, istanbul dışındaki taraftar takıma sahip çıktı, 2 hafta önce gelebilse EL'de de hedefe yürüyebileceğimiz Ukiç gibi gerçek bir guard takıma katıldı, Preldziç müthiç bir gelişme gösterdi, Damir gibi Ömer gibi tecrübeli oyuncular hırs ve savaşma faktörünü arttırdı, takımın güveni yerine geldi, yardımlaşmalı, ve iyi savunmaya dayanan iyi bir basketbol oynanmaya başlandı...

Bunun bizi getirdiği nokta da bir haftada iki kez en büyük rakibini(efes) ve ligin iyi takımlarından Telekomu yenen, izleyenlere umut veren, 43 yıldır kazanamadığı Türkiye Kupasını kazanan bir takım. Bu yolda devam edersek play-off için de umutlanmak, ve yeniden şampiyonluğu kucaklayabileceğimizi düşünmek hiç de abartı değil.

Nihayetinde sezon sonu başarılı da olsak başarısız da olsak hocamızla yollar ayrılacak, b u bir gerçek. Ve unutmayalım ki bu camia ne zaman ve hangi branşta bir kenetlenme noktasına geldiyse başarılı olmuştur... Şimdi biz Fenerbahçe'liler bu noktada bir yol ayrımındayız:

Aydın Hoca'dan başlayarak yapılan binbir yanlışa itirazlarımızı ve tepkimizi takıma zarar verecek eksende devam ettirip, müthiş bir bölünmüşlükle Tanjevic'i, Mahmut Uslu'yu, Başkanı, Mirsad'ı, Ahmet'i, Mehmet'i, Cüneyt'i suçlamaya, birbirimizle kavga gürültü içinde itişmeye devam edebiliriz...

Ya da bir onur mücadelesine girişen, bu yolda Efes'i iki sefer yenip kupayı 43 yıl sonra müzemize getiren takımımızın (en azından 3 ay-sezon sonuna kadar) arkasında olup sezonu çifte kupayla kapatmasına yardım edebiliriz.

Ben diyorum ki...

HAYDİ HAYDİ HAYDİ...ALLAH AŞKINA !!!!!!!


Sevgiler,
Cüneyt Aytaç

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder