30 Temmuz 2013 Salı

Şark Zihniyeti ve Fenerbahçe

Bir Turk vatandasi olarak sark zihniyetinin ne oldugunu, nasil isledigini gayet iyi bilirim. Burada dogdum buyudum. “Sadece kendini akilli zanneden” bir suru insan tanidim. Cozumu sadece kendinin bildigini sanan, bireyci, bencil, bokumda boncuk var sanan, zit fikre tahammul edemeyen ukalalar…bilirsiniz. Hele bir de cebinde iki kurus parasi varsa tutmayin kucuk enisteyi. Hani kicinda sivilce ciksa dunyanin en onemli kalp cerrahini ozel ucakla ulkeye getirmeye calisip, bir de “parasiyla degil mi kardesim” diye dusunenleri diyorum. Bakin bu bir zihniyet, bir yasam bicimi. Var oldugunu kabullenmek ve bireysel anlamda da belli bir yere kadar tahammul etmek lazim bu formasyona. Diger yandan bu zihniyetin zaafiyetlerini cok iyi bilmek lazim. Bu zihniyet sadece A planiyla calisir. A plani kendi fikridir. Bu fikrin parlakligina oylesine inanir ki yumurta kapiya gelene, yada onu sok eden durum ortaya cikana dek bu planin basarisiz olabilecegini dusunmez bile. Planin basarisiz oldugu meydana cikinca da soka girer…zaten B plani olmadigi icin bocalar. Bu arada kor topal (ve yine sadece kendi fikri olan) B planini uretene dek baslar etrafina bok atmaya. Once yakin cevresinden baslar. Yagdanliklar haric muhalifleri tek tek temizler. Boylece ona saglikli bir B plani alternatifi cikaracak dusunce zenginligini de yok eder. Bunu yaparken de bol bol yonettigi kurumun, halkin, grubun duygularini gidiklar, hedef saptirir. O temizledikleri zaten vatan hainidir. Ardindan yakin cevrede algiladigi dusman sona erince yonettigi birimin rakiplerine yonelir. Bu tezgah rakiplerin isidir. Komplo teorilerinde bogulur, kendini magdur, mazlum, zavalli gostermeye calisir, bunun icin de gitgide absurtlesen fikir silsilesi onu ve cevresindeki ahmaklari “faiz lobisi” yada “cemaatin uefadaki uzantilari” gibi uydurma, hayal urunu rakiplere kadar goturur. Bu zaafiyetin, genis capli kurumlara zarar vermesi nasil onlenebilir peki? Tabii ki bu zaafiyete sahip bireylerin dernek, oluşum, kurum, bakanlik, ulke, kulup vesaire yonetmesini engelleyerek. Ama isin paradoksal kismi ve garibi sudur ki kisi absurtlestikce etrafindaki saksakcilar artar. Aziz Nesin’in dedigi gibi buyuk bolumu ahmak-aptal olan cevre, hata ustune hata yapan o zavalli lideri bile “Turkiye seninle gurur duyuyor” diye pohpohlar. Boylece icinden cikilmaz bir dongunun bir devinimi daha yapilir ve bizim gibilerin hayal kirikliklari devam eder. Evet, konu Fenerbahce ama…Fenerbahce’ye gelene dek bu bahsettigim sark zihniyeti sinirsiz zararlar vermistir sayisiz kuruma. Ben Osmanli’nin yikilisinin arkasindaki sebeplerden biri olarak bile gorurum bunu. Mutlak guc sahibi ama yeteneksiz bir lider, ve etrafini burumus dalkavuklar. Kelimenin tam anlamiyla bir felaket senaryosu… Bu sebeple de bu dunyanin Ali’leri, Yannis’leri, Abbas’lari, Gaffar’lari, Ammar’lari, Banyamen’leri, Yusef’leri, Reza’lari, Otman’lari, Jehangir’leri, Samir’leri, Kamran’lari ve Aziz’leri, diger dunyanin Joseph’larina, Benjamin’lerine, Gianni’lerine, Marek’lerine, John’larina, Peter’lerine, Martin’lerine, Wolfgang’larina, Edward’larina, ve Michel’lerine yenilmeye, boyun egmeye mahkumdurlar. Ve yenildikleri zaman da basinda bulunduklari kurumlara sonsuz zarar vermeleri kacinilmazidir. Peki ne olmali? Sadece elestiri mi, cozum var mi diye dusunuyor olabilirsiniz. Cozum var tabii… Uzun yillar batili ulkelerde yasadim, calistim. Bircok yonden olesiye elestiririm, ama bazi acilardan da kiskanarak izlerim. Bu aslinda asagilik kompleksi falan degil, dupeduz bir oykunme. Batili insanlarin ve kurumlarin muhtelif planlari vardir anlik, orta vade, uzun vade, firsat planlari, acil durum planlari vesaire. Mutlaka ve mutlaka organizasyonel gelisim planlari vardir. Progression-succession dedikleri kim kimin yerine gececek ve hangi vadede, bunlar bellidir. Planlarin alternatifleri de bellidir. Bir konuda A plani olmazsa uygulayacak B plani, o da olmazsa C plani, ve bir acil durum plani mutlaka vardir. Adam malini mulkunu urununu sigortalar, yangin cikinca sark zihniyetli gibi dovunmez. Yarin deprem olacakmis gibi bol bol sirenler esliginde bina tahliye calismalari yapar. Polisinin bir olaya mudahale suresini olcer, iyilestirir. Misal ben tarim urunu satin almayla ilgileniyorum. A ulkesinde kitlik olursa ve mal alamazsam hangi ulkeye gidecegim bellidir. O ulkede isyan cikmasi ihtimali varsa bu durumda nereye gidecegim de bellidir. Hatta C ulkesinde fiyatlari cok yukari ittirmemek icin de planim vardir. Meteorolojik olaylara karsi, boceklenme zararlarina karsi, urunde kimyasal gubre kalintisi olmasina karsi ne yapacagim bellidir. Yani stratejik planim vardir. Bu planin icrasi tamamen bana ait olmakla beraber B, C , D senaryolarimi her sene strateji toplantisinda anlatir, consensus saglarim. Kriz aninda ise hareket etmek artik cocuk oyuncagidir. Kimin ne yapacagi bellidir. Kimin sorumlulugunun nerede baslayip bittigi bellidir. Kurumsallik bir anlamda da budur. Iletisim stratejisi olan bir olusumun, sirketin hele ki dikkat etmesi gereken pozitif bir marka imaji varsa bu birincil onceliklerden biridir. Calisilan herhangi bir yerde herhangi bir anlamda kurumun adinin negatif bir tonlamayla anilmasi ve halka bunun yansimasi halinde kurumsal iletisim kanallari bellidir. Kiminle irtibat kurulur, nereye ne tepki verilir, kim verir, hangi kanallardan ne yayinlara mudahale edilir, bu imaji temiz tutabilmek icin medya ile iliskilerin nasil yurutulecegi bellidir. Ilgili bolumde “kim nerede yemege cikarilir, kime ne hediye alinir” bunlar bile son derece nettir. Ve her sene duzinelerce yangin baslamadan sondurulur. Cunku planlama yapilmistir ve iletisim stratejisi nettir. Futbola donecek olursak X futbolcuyu X tarihe dek maksimum X fiyata alacagim, olmazsa Y futbolcuyu Y tarihe dek max Y fiyata alacagim, o da olmazsa en kotu senaryom Z olarak bellidir diyen bir avrupa kulubu ile, Belhanda gelmiyor napacaz? Tamam kapattik transferi diyen kulubun ayni olmasini bekleyemezsiniz. Zihniyet meselesi bu, ve eger batili kurumlarla mucadele ediyor isek sark zihniyeti ile kazanamayiz. Once bunu kabullenmek gerekir. Eger hedefinde Sivasspor ile Konyaspor ile mucadele var ise Mecnur baskan 2 milyon verdim tamam mi ile bu isi goturursun. Eger hedefinde Tottenham, Benfica, Marseille, Lazio, Anderlecht, Steaua, Feyenoord, Schalke vesaire var ise kurumsallasmak, batililasmak ve oyunu kuralina gore oynaman lazim. Reali Barcayi Munitedi Liverpoolu Bayerni Juveyi Milani falan yazmiyorum bile. Onlar atilacak bu kurumsallasma adimindan sonra birkac isik yili daha uzakta. Peki Kurumsal carklarin calistigi batili zihniyetle yonetilen bir kulup olsa ne yapardi? Bir kere 13 senedir Kurumsal bir gucu yoneten akilli bir baskan olsa idi helvacinin koksalin ayiboganin calistikleri kurullara insan yerlestirirdi. Avrupa kulupler birligi ile saglam iliskiler kurardi. Beckenbauer gibi, Rummenige gibi sozu gecen adamlari kulube sempatizan yapardi., yada en azindan iliski kurardi. Rezalet 2011de patladiginda Avrupa’nin kilit kulupleriyle DAHA ONCE KURDUGU iliskileri calistirarak harekete gecerdi. Ayni haksizliga ugramis Juventus’u yanina cekerdi. UEFA disiplin kurulunun, tahkim kurulunun tum uyeleri icin 4 temmuz 2011de birer dosya actirirdi. Kisilerin uye olduklari kulupleri bulur uye sokup lobi yapardi. Hayir islerini seviyorlarsa ilgilendikleri hayir kampanyalarina Fenerbahce adina bagis yapardi. Karisinin gittigi kuaforu ogrenip kadina ulasmaya, cocugunun gittigi okuldaki baska bir ogrenci ile cocuga ulasmaya ve esas kisiye gerek acik gerek bilinc alti mesajlar yollamaya baslardi. Turkiyede tatil yapacaksa bilir ulasirdi. Oglunun butun sinifina posta yolu ile cocuklarin adi yazili birer Fenerbahce formasi yollardi. Yati var ise oradan, ati var ise oradan, is ortagi var ise oradan devreye girer, kisinin onune UEFAda dosya gelmeden ona Fenerbahcenin tezini aciklar onu da davaya cekerdi. Adamin en sik gittigi 3 restorana gidip beser bin dolar verir ve adam oraya her gittiginde ustunde “Fenerbahce Sucsuzdur” yazan kul tablalarinin kullanilmasini saglardi. Bebeginin fotografina photoshop ile FB formasi giydirir, e-mail ile adama “Fenerbahce is as innocent as little Sophie” mesaji atardi. Ornekler sacma gelebilir, ama bunun binbir yolu var. Bu tip islerde ALGI HERSEYDIR, ve akilli bir kulup 2 yilda kolaylikla sucsuz algisi yaratabilirdi. Tabii bunu yapabilmek icin 3 hamle ilersini gormek lazim, ki bizim kulupte birakin 3 hamleyi, birinci hamleyi dogru yapabilecek adam bile yok. Cunku basta baskan olmak uzere herkes omzunun uzerinden geriye bakiyor. Geriye bakarak ileri gitmek mumkun olamayacagina, ve zaman ileri dogru bizi ittirdigine gore de biz saga sola carpa carpa gitmeye devam ediyoruz. Son soz: Fenerbahce’nin cilesi ya avrupa sevdasindan, ya da sark zihniyetinden vazgecince biter.

Kurban Psikolojisi

Uzun zamandir gozlemledigim bir olgu bu, ozellikle de Fenerbahceli ve sosyaldemokrat insanlarda. Devamli bir sikayet durumu, devamli bir edilgen-pasif tavir, devamli bir aynaya bakamama durumu, devamli neden olmadigini, neden yapamadigini dis etkenlere baglayan, ve bundan manevi olarak faydalanan insanlar. Kurban psikolojisi icindeki kisi ve kurumlar esasen cok sey kazanir bundan. Cunku bu mantikta dusunen kisi ve gruplar hic bir zaman sorumluluk almaz, aynaya –neyi yanlis yaptigina- bakmaz. Arkadas biz sampiyon olurduk ama bizi bictiler dogradilar infaz ettiler. Bu durumda manevi olarak rahattir kurban. Kilini kipirdatmasina gerek yoktur cunku “yapmadm, ama yapsam da farketmezdi, bizim XXX olmamiza asla musaade etmesler” der ve buna inanir. Bu inanc aslinda yapabileceklerini de yapmasinin onunde en buyuk engeldir. Acaip guzel de bir duygu somurusudur bu kurban psikolojisi. Bizim insanimiz da zaten sever magduru.... Bu yonde dusunup tum soylemini bu yonde kurdugunuz zaman esasen “bize yapilanlardan oturu” etrafimizdakilerin duygusunu somurmemiz de cok kolay ve olasidir. “Yahu neler geldi basimiza, yazik bize” diyen hem kendini hem de etrafini rahatlatir dogal olarak. Ama bir gayya kuyusudur bu durum. Gitgide bu zavallilik durumu benligi de kitleyi de kaplar, hayatinda olan olaylarin sorumlulugunu almayi engeller ve imkansiz hale getirir. Bu ana fikre karsi cikanlari “dusman” gorerek hayatindan temizledin miydi, ohhh etrafimizda sadece bizim neler cektigimizi dusunen ve dile getiren bir kitle yarattik. Kozasina cekilmis zavalli bir bocek moduna gectik. Super. Serefsiz UEFA dimi? Fenerbahcenin Fenerbahceliden basa dostu yok Herkes bize dusman Herkes bizimle ugrasiyor Cemaat bizi ele gecirmeye calisiyor Ferit dusman Saran dusman Hulusi dusman Hakan Bilal dusman Hep Ulusoyun yuzunden Uefa kurullarini ele gecirmis serefsizler Sarigul stad hediye etti Isin Celebi, Mesut Yilmaz onlar yapti Ulan CAS hakimi olan Turklerin hepsi gayseli Mehmet Agar tezgahladi Butun suc onlarda, hakemde, federasyonda, medyada, ic dusmanlarda, dis dusmanlarda, onlar, onlar ,onlar yapiyor bunu Aslinda biz cok daha iyisini yapardik ama iste izin vermedi derin devlet Bir hastalik bu, ve iyilesmenin yolu farkindaliktan geciyor. Once bu surekli sikayet durumunun kisiye ve kuruma hic bir sey katmadiginin farkina varmak gerekiyor. Farkindaliga ulastiktan sonra da bu durumu donusturmek icin irade ortaya koymak ve gercekten cabalamak gerekiyor. Ve hepimizin gidecegi cok ama cok yol var bu yonde. Kendimizi bu psikolojiden kurtarip degerlerimiz icin (aile, kulup, ulke) mucadele etmemizin vakti geldi. Ama once farkindalik... Hani Amerikan filmlerinde adam alkol bagimlisidir ve bundan kurtulmak icin alcoholics anonymous toplantisina gider. Ondan ilk istenen bir itiraftir: Hi...my name is XXX and I am an alcoholic - Merhaba...ben XXXXX ve ben bir alkoligim. Bence bizim camia ve birey olarak yapmamiz gereken tam olarak da bu. Merhaba...ben Cüneyt. Fenerbahceliyim, ve kurban psikolojisindeyim.