Fenerbahçe Erkek Basketbol Takımı...
Herkesin eleştirdiği, kimsenin beğenmediği, koçuyla yöneticisiyle sporcusuyla yerden yere vurulan, Fenerbahçe dünyasında herkesin bir tane vurduğu "kum torbası".
İşte o kum torbası sene başında yapılan yanlış, yada yapılamayan doğru transferler ile, 5-6 oyuncusunun önemli sakatlıklarla boğuştuğu seyrelmiş kadrosuyla, camiada herkesin günah keçisi yaptığı kariyerli ama kan uyumsuzluğu yaşadığı hocasıyla, en büyük rakibinin satın aldığı basketbol medyasının darbeleriyle çok zor günlerden geçti.
Hocası takımda herkesle kavgalı geçimsiz bir görüntü verdi, taraftarı binbir bahane ile bu şubemizi yanlız bıraktı, yöneticisi 2010 hedefi vererek baskıyı arttırdı, hocanın istemediği taraftarın sevgilisi bir Solomon macerası yaşadı, doping ile şampiyonluk kaybetti, hocayı kovdurabileceğini düşünüp gayret göstermeyen sporcuların sabotajıyla boğuştu (bence), euroleague'dan büyük bir şanssızlık ve başarısızlıkla elendi...kötü giden o kadar çok şey oldu ki uzatmak mümkün ama faydasız...
Diğer yandan iyi şeyler de oldu... Sakatlıkların çoğu düzeldi, yönetim hocaya sahip çıktı, bazı oyuncular hocayı gönderemeyeceğini görüp toparlandı, istanbul dışındaki taraftar takıma sahip çıktı, 2 hafta önce gelebilse EL'de de hedefe yürüyebileceğimiz Ukiç gibi gerçek bir guard takıma katıldı, Preldziç müthiç bir gelişme gösterdi, Damir gibi Ömer gibi tecrübeli oyuncular hırs ve savaşma faktörünü arttırdı, takımın güveni yerine geldi, yardımlaşmalı, ve iyi savunmaya dayanan iyi bir basketbol oynanmaya başlandı...
Bunun bizi getirdiği nokta da bir haftada iki kez en büyük rakibini(efes) ve ligin iyi takımlarından Telekomu yenen, izleyenlere umut veren, 43 yıldır kazanamadığı Türkiye Kupasını kazanan bir takım. Bu yolda devam edersek play-off için de umutlanmak, ve yeniden şampiyonluğu kucaklayabileceğimizi düşünmek hiç de abartı değil.
Nihayetinde sezon sonu başarılı da olsak başarısız da olsak hocamızla yollar ayrılacak, b u bir gerçek. Ve unutmayalım ki bu camia ne zaman ve hangi branşta bir kenetlenme noktasına geldiyse başarılı olmuştur... Şimdi biz Fenerbahçe'liler bu noktada bir yol ayrımındayız:
Aydın Hoca'dan başlayarak yapılan binbir yanlışa itirazlarımızı ve tepkimizi takıma zarar verecek eksende devam ettirip, müthiş bir bölünmüşlükle Tanjevic'i, Mahmut Uslu'yu, Başkanı, Mirsad'ı, Ahmet'i, Mehmet'i, Cüneyt'i suçlamaya, birbirimizle kavga gürültü içinde itişmeye devam edebiliriz...
Ya da bir onur mücadelesine girişen, bu yolda Efes'i iki sefer yenip kupayı 43 yıl sonra müzemize getiren takımımızın (en azından 3 ay-sezon sonuna kadar) arkasında olup sezonu çifte kupayla kapatmasına yardım edebiliriz.
Ben diyorum ki...
HAYDİ HAYDİ HAYDİ...ALLAH AŞKINA !!!!!!!
Sevgiler,
Cüneyt Aytaç
21 Şubat 2010 Pazar
Söyle gErgin söyle...söyle ne oldu?
İshal olmuş ağzı ile uzunca bir süredir cır cır öten bir lafazanın perişanlığına tanık olduk son bir haftada iki terbiye ile. Bu doğrultuda cathine ile alınmış -çalınmış- şampiyonluk hariç bize karşı bir başarısı olmayan bu zavallı ve Özerhun denilen zavallının miyadının dolduğunu düşünüyorum.
Medyadaki Efes yalakalarının yazmadığı gerçek bu kadar para harcayarak gErgin ile kendilerini rezil ettikleri gerçeğidir...
Fenerbahçe sporda varolduğu her kulvarda şampiyonluğa oynuyor...branş branş rakipler değişiyor ama Fenerbahçe'nin iddiası ve büyüklüğü değişmiyor. Bu doğrultuda:
Futbolda Galatasaray
Erkek Baskette Efes
Erkek Voleybolda Arkas
Bayan Voleybolda Vakıfbank Türk Telekom Güneş Sigorta
Bayan Voleybolda ise Gs Bjk yada Panküp Ereğli vb
Hepsiyle başa çıkıyoruz alimallah.
Fenerbahçe'nin büyüklüğü işte böyle bir büyüklük...
Medyadaki Efes yalakalarının yazmadığı gerçek bu kadar para harcayarak gErgin ile kendilerini rezil ettikleri gerçeğidir...
Fenerbahçe sporda varolduğu her kulvarda şampiyonluğa oynuyor...branş branş rakipler değişiyor ama Fenerbahçe'nin iddiası ve büyüklüğü değişmiyor. Bu doğrultuda:
Futbolda Galatasaray
Erkek Baskette Efes
Erkek Voleybolda Arkas
Bayan Voleybolda Vakıfbank Türk Telekom Güneş Sigorta
Bayan Voleybolda ise Gs Bjk yada Panküp Ereğli vb
Hepsiyle başa çıkıyoruz alimallah.
Fenerbahçe'nin büyüklüğü işte böyle bir büyüklük...
16 Şubat 2010 Salı
Doping Pilsen Maçı ve Düşündürdükleri
Pazar günü harika bir performansın ardından ligdeki önemli rakibimizi 19 (yazıyla ondokuz) farkla yenmemiz bana birkaç şey düşündürdü...
a. Efes Yoruldu: Geçen sene final serisinde Tanjeviç'in, herkesin nefret ettiği, ama rakibi elden ayaktan düşürüp kendisi ayakta kalmayı hedefleyen "rotasyonu" şarampole yuvarlanmış, ardında da binbir şaibe bırakmıştı Kerem Gönlüm olayıyla. Ne yapsak gayretini kıramıyorduk Efes'in. Biz 10-12 kişiyle süre paylaşırken rakip 6-7 kişilik rotasyonla yorulmuyor, ve bizden dinç görünüyordu. Son maçta gördük ki rakip aslında yoruluyor...yorulmamalarını sağlayan narkotik maddeleri alamadığında bizden efor olarak çok ilerde olmadığı gibi, ekip olarak uyumları da kadro derinlikleri de bizim ilerimizde değil.
b. Bu İki Takım Denk Takımlar: Son 12 maçta 6şar galibiyet almış Efes ve Fenerbahçe. Bu da son derece normal. Anormal olan seride bizim 5 maç üstüste, ardından da Efes'in 6 maç üstüste kazanmasıydı. Bu durum sona erdi. Bundan sonra seriler olur yine olmasına, ama uzun vadede takımlar denk olduğundan bu takımların birbirleriyle oynayacakları maçların yarısını Fenerbahçe, diğer yarısını da Efes kazanır. Play off serisinde kimin kazanacağı da maçların sonlarındaki bireysel performanslara kalır.
c. Tanjeviç Nefreti Fenerbahçe'ye Zarar Veriyor: Tanjeviç gitmeli, kalmalı bu konuya girmeyeceğim, lakin gitmeyeceği belli bir hocaya taa sezonun başından savaş açmak, ve onu yıpratmaya çalışmak, maça gitmemek, ve başkalarını da gitmemeye teşvik etmek İHANETTİR Fenerbahçe'ye. Efes maçında Fenerbahçe'nin salonu dolduran 7-8 bin taraftarı zaman zaman ağır ve ağdalı tezahüratlarla "ayine" dalsalar da genel itibarıyla mükemmel desteklediler takımlarını. Hiç bir kötü söz olmadı (gErgin Ataman'a bireysel hakaretler dışında), ve taraftar takımının arkasında olunca takımın dengeli ve kendinden emin tarafı ortaya çıkıyor. İnsan düşünmeden edemiyor, taraftar Euroleague'de de takımının arkasında olsa şimdi nerelerde olurduk?
d. Basketbol Medyası Nerelerde? : Efes maçında özellikle basın tribününe baktım. Şişman bey, çirkef bey, ve satılmış bey dahil basketbol dünyamızın o meşhur kaşarlanmış isimleri basketbol takviminin bu en önemli maçlarından birine rağbet göstermedi? Yoktular resmen.
Tabii bu çok şaşırtıcı değil. O kadar ağız ishali oldular ki son zamanlarda, Fenerbahçe taraftarının tepkisinden çekinip maça gelmemiş olsalar gerek. Yani televizyon yorumcusu oldular onlar da. Kılcal Efendi'nin yıllar önce izlediği yolu izliyorlar, ve spordan uzaklaşıyorlar. Tabii ki bordrolu sahipleri Anadolu grubu orada olmalarını önemsemez, leyhlerine yazdıkça zarflar gelmeye devam edecektir, ama en azından aynaya baktıklarında ne hissediyorlar merak ediyorum? Misal iki yeğenini de Anadolu grubuna maaşlı işlere yerleştiren Şişman Bey'imiz bu maçta sahibinin takımını övmek için ne yazdı acaba?
Yazıyı bitirirken güvenilir isimlerin Kakiouzis dahil eski Doping Pilsen'li oyuncuların peşinde olduğunu da yazalım. Birileri konuşacak yakında.
Belki yarın, belki yarından da yakın...
Sevgiler,
a. Efes Yoruldu: Geçen sene final serisinde Tanjeviç'in, herkesin nefret ettiği, ama rakibi elden ayaktan düşürüp kendisi ayakta kalmayı hedefleyen "rotasyonu" şarampole yuvarlanmış, ardında da binbir şaibe bırakmıştı Kerem Gönlüm olayıyla. Ne yapsak gayretini kıramıyorduk Efes'in. Biz 10-12 kişiyle süre paylaşırken rakip 6-7 kişilik rotasyonla yorulmuyor, ve bizden dinç görünüyordu. Son maçta gördük ki rakip aslında yoruluyor...yorulmamalarını sağlayan narkotik maddeleri alamadığında bizden efor olarak çok ilerde olmadığı gibi, ekip olarak uyumları da kadro derinlikleri de bizim ilerimizde değil.
b. Bu İki Takım Denk Takımlar: Son 12 maçta 6şar galibiyet almış Efes ve Fenerbahçe. Bu da son derece normal. Anormal olan seride bizim 5 maç üstüste, ardından da Efes'in 6 maç üstüste kazanmasıydı. Bu durum sona erdi. Bundan sonra seriler olur yine olmasına, ama uzun vadede takımlar denk olduğundan bu takımların birbirleriyle oynayacakları maçların yarısını Fenerbahçe, diğer yarısını da Efes kazanır. Play off serisinde kimin kazanacağı da maçların sonlarındaki bireysel performanslara kalır.
c. Tanjeviç Nefreti Fenerbahçe'ye Zarar Veriyor: Tanjeviç gitmeli, kalmalı bu konuya girmeyeceğim, lakin gitmeyeceği belli bir hocaya taa sezonun başından savaş açmak, ve onu yıpratmaya çalışmak, maça gitmemek, ve başkalarını da gitmemeye teşvik etmek İHANETTİR Fenerbahçe'ye. Efes maçında Fenerbahçe'nin salonu dolduran 7-8 bin taraftarı zaman zaman ağır ve ağdalı tezahüratlarla "ayine" dalsalar da genel itibarıyla mükemmel desteklediler takımlarını. Hiç bir kötü söz olmadı (gErgin Ataman'a bireysel hakaretler dışında), ve taraftar takımının arkasında olunca takımın dengeli ve kendinden emin tarafı ortaya çıkıyor. İnsan düşünmeden edemiyor, taraftar Euroleague'de de takımının arkasında olsa şimdi nerelerde olurduk?
d. Basketbol Medyası Nerelerde? : Efes maçında özellikle basın tribününe baktım. Şişman bey, çirkef bey, ve satılmış bey dahil basketbol dünyamızın o meşhur kaşarlanmış isimleri basketbol takviminin bu en önemli maçlarından birine rağbet göstermedi? Yoktular resmen.
Tabii bu çok şaşırtıcı değil. O kadar ağız ishali oldular ki son zamanlarda, Fenerbahçe taraftarının tepkisinden çekinip maça gelmemiş olsalar gerek. Yani televizyon yorumcusu oldular onlar da. Kılcal Efendi'nin yıllar önce izlediği yolu izliyorlar, ve spordan uzaklaşıyorlar. Tabii ki bordrolu sahipleri Anadolu grubu orada olmalarını önemsemez, leyhlerine yazdıkça zarflar gelmeye devam edecektir, ama en azından aynaya baktıklarında ne hissediyorlar merak ediyorum? Misal iki yeğenini de Anadolu grubuna maaşlı işlere yerleştiren Şişman Bey'imiz bu maçta sahibinin takımını övmek için ne yazdı acaba?
Yazıyı bitirirken güvenilir isimlerin Kakiouzis dahil eski Doping Pilsen'li oyuncuların peşinde olduğunu da yazalım. Birileri konuşacak yakında.
Belki yarın, belki yarından da yakın...
Sevgiler,
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)